Sünnet veya Mendup ne demektir?

Sünnet veya Mendup ne demektir?
  • 12.11.2014
  • 1.574 kez okundu

İslam dininin mükelleften gayr-i lazım olarak istediği veya yapanın övüldüğü, terkedenin zemmedildiği şeydir. Bunu işleyenin failine sevap vardır, terkeden cezaya uğramaz. Fakat Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından kınama hakedebilir. Hanefiler mendubu içe ayırmışlardır;

a-) Müekked mendup; cemaatle namaz gibi.

b-) Meşru mendup; pazartesi ve perşembe orucu gibi.

c-) Zâid mendup; Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e yeme, içme, yürüme ve uyku gibi hususlarda uyma gibi.

Diğer mezheblere göre sünnet; mendup, nafile, müstehap, tetavvu, ihsan ve hasen diye de isimlendirilir.

Durrü’l-Muhtar sahibi ve îbn-i Abidin de diğer mezheblerin görüşünü seçerek şöyle demiştir:

Mendup, miisiehap, nafile ve tetavvu arasında fark yoktur, Terkedilmesi uygun değildir. Terk edilmesi halinde kerahet sabit olur,rr (îbn-i Abidin; 1/115)

Şimdi de sünnete uymanın ehemmiyetinden ve sünnetten geri kalmanın zararından bahsedelim: Bilindiği gibi, sünnet-i seniyyeye uymak çok sevaplı bir iştir. Bilhassa bid’atlerin yaygınlaştığı, ümmetin fesada gittiği zamanımızda sünnete tabi olmak daha ehemmiyetlidir. Böyle zamanlarda bir sünneti işlemek binlerce sevap kazandırabilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu gerçeği bir hadis-i şerifte şöyle ifade etmiştir:

“Bid’at ve delaletlerin her tarafı istila ve ümmetimin bozulduğu bir zamanda sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır.”(Taberani)

Müslümanların en büyük gayesi, Allah-u Zülcelal’in rızasını kazanmaktır. Allah-u Zülcelal’in rızasını kazanma yollan içerisinde en sağlamı, en makbulü ve en kısası Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in gösterdiği ve takip ettiği yoldur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmek ve ona tabi olmak bizi Allah-u Zülcelal’in rızasına götürecek yegane yoldur. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“De ki; Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah ‘da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Al-i İmran; 31)

Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Andolsun ki, Allah Un rahmetine ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah fi çokça zikredenler için, Allah Un resulünde size güzel bir örnek vardır.” (Ahzab; 21)

Evet, sünnet-i seniyyenin her bir meselesi, karanlık ve zararlı yollarda birer pusula ve fener vazifesi görür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in her hareketi tabi olunacak ve takip edilecek en güzel rehberdir. Onun günlük yaşayışla ilgili sıradan bir hareketinde bile insan hayatını yakından ilgilendiren bir çok fayda ve hikmetler vardır. Sünnet-i seniyyeyi yaşayan bir mü’min hem kendi doğru yoldan sapmaz, hem de başkasını saptırmaz. Nitekim bu gerçeği Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle ifade etmiştir:

“Ey İnsanlar! Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarılırsanız, hiçbir zaman delalete düşmezsiniz. Onlar; Allah Un kitabı ve peygamberinin sünnetidir.” (İmam Malik)

Görüldüğü gibi sünnet-i seniyyenin yaşanmasında bir çok hikmetler vardır. Bu sebeble, her müslüman sünnet-i seniyyeyi, yaşamayı ve yaşatmayı kendisi için en mühim vazife olarak görmelidir.

Müslümanlara iki büyük emanetten biri olan sünnetin değiştirilmesi bid’attir, delalettir ve büyük hatadır. Sünneti bile bile terke-den Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şefaatından mahrum kalır. Şefaat, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kıyamet gününde ümmetinin günah ve kusurlarını affetmesini Allah-u Zülcelal’den istemesidir.

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ