Rasulullah Sallallâhu aleyhi ve sellemin bazı sünneti seniyyeleri…

Rasulullah Sallallâhu aleyhi ve sellemin bazı sünneti seniyyeleri…
  • 21.12.2014
  • 1.402 kez okundu

Rasulullah Sallallâhu aleyhi ve sellemin bazı sünneti seniyyeleri…

  Resul-i ekrem efendimiz, bazan sabaha kadar ibadet eder, bazan da gecenin son üçte birine doğru, seher vaktinde kalkar ‘Bizi öldükten sonra dirilten ALLAH’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur’ anlamında “Elhamdülillahillezi ahyana ba’de ma ematena ve ileyhinnüşur” diye dua ederdi.
Bazen Medine’nin berrak gökyüzüne bakarak, ‘göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıllı kimseler için ibretler bulunduğunu’ dile getiren Al-i İmran suresi’nin son on bir ayetini okurdu.
Sağ tarafından başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş olarak inci dişlerini misvaklardı. Diş temizliğini hiç ihmal etmezdi.
Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada ‘ALLAHım! Her tür şeytandan (kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım’ anlamında “ALLAHümme inni euzü bike minel habsi vel habais” diye dua eder; oradan uzaklaşırken ‘ALLAH’ım! Beni bağışlamanı dilerim’ anlamında “Gufrânek” derdi.
Abdest alıp teheccüd namazına başlardı. Sonuncu rekatı vitir olmak üzere üzere bazen dokuz, bazan on bir, bazan da on üç rekat namaz kılardı.
O’nun gece namazları bizimkilere hiç benzemedi. Kıyamda uzun sureler okur, kendini Rabbi’ne en yakın hissettiği yer olan secdede dakikalarca kalırdı. Canlı ve coşkulu bir ibadetten sonra, mübarek bedeni yorulduğu için yeniden istirahata çekilirdi.
Ayrıca, geceleri Baki Mezarlığı’na gider, vefat eden Eshabına dua ederdi. Çok önem verdiği bu görevi hiç ihmal etmez, hatta bazen Cebrail aleyhisselam gelip onu uyandırır, Baki’ye gitmesi gerektiğini hatırlatırdı.
Sabaha doğru müezzin, Resulullah’ın evine iki defa uğrardı. Birincisinde namaz vaktinin girdiğini haber veriri, o zaman efendimiz tekrar kalkıp sabah namazının iki rek’at sünnetini kılar, sağ tarafına uzanıp dinlenirdi.
Müezzinin ikinci gelişinde mecside çıkıp kendisini bekleyen eshabına sabah namazını kıldırırdı. Namaza başlamadan önce safların ip gibi düzgün tutulmasını tavsiye eder, bazen sahabilerin omuzuna dokunarak herkesi bir hizaya getirirdi.
Namazın hacın, zekatın ve benzeri ibadetlerin nasıl yapacağı konusunda Kur’an’da yeterince açıklanmayan hususları ondan öğrendiler ve dediklerine harfiyyen uydular, böylece “Resulullaha itaat edin!” ayetinin gereğini yaptılar.
Bugün Resulullah hayatta olmadığına göre, biz O’na nasıl itaat edeceğiz? Bizden sonra gelecek Müslümanlar, O’na nasıl itaat edecekler?
Müslümanlar, Kur’an’da olmayan hususlarda Resulullah’ın sünnetine uymak suretiyle O’na itaat edeceklerdir. Resulullahın sünnetini de bize, Mezhep imamları, İslâm alimleri kitaplarında bildirmişlerdir.
Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri en güzel, en doğru şekilde onlar anlamış ve kitaplarında bildirmişlerdir. Resulullaha itaat ancak bunlara uymak suretiyle olur.
Böylece, “Ben Müslümanın” diyen herkes hangi devirde yaşarsa yaşasın, “ALLAH’a ve Resulü’ne itaat edin” ayetinin gereğini yerine getirmiş olacaktır. Herkes kendi anladığına göre, ayetlerden ve hadislerden hüküm çıkarmaya kalkışırsa ortada din diye bir şey kalmaz.
Asırlardır, dinin emir ve yasakları İslâm alimlerinin kitaplarından nakledile nakledile gelmiştir. Bundan sonra da din sağlam olarak ancak bu yoldan devam eder. Ana yoldan çıkan, yolda kalır…

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ