Namazın Ehemmiyeti ve Fazileti

Namazın Ehemmiyeti ve Fazileti
  • 10.11.2014
  • 1.426 kez okundu

Malumdur ki, Allahu Teala’yı tavhid, yani onun varlığını, birliğini bilip tasdik etmek, yapılması gerekli en büyük bir vazifedir. Bundan sonra farzların en büyüğü , en mühimi namazdır. Namaz, imanın alâmetidir, kalbin nurudur, ruhun kuvvetidir, müminin miracıdır. Mümin, bu sayede Hak Teala’nın manevi huzuruna yükselir, Allahu Teala’ya münacaatta bulunarak manevi yakınlığa erer, mümin için ne yüce bir şeref !

Bütün hakiki dinler, insanlara namaz kılmalarını emretmiştir. Bizim Sevgili Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizde peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren namaz kılmakla mükellef bulunmuştu. Şu kadar var ki, bu namaz biri güneşin doğmasından evvel, diğeride güneşin batmasından sonra olmak üzere sadece iki vakte ait idi. Sonra miraç gecesinde beş vakit namaz farz olmuştur. Peygamber Efendimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem’in miracı ise tercih edilen görüşe göre peygamber Efendimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem’in hicretinden on sekiz ay evvel, Receb-i şerifin yirmi yedinci gecesinde vuku bulmuştur.

Kuran-ı Kerimde , mübarek hadislerde namaza dair bir çok emirler, tavsiyeler vardır ki, bütün bunlar islâm dininde namaza ne kadar büyük bir ehemmiyet verildiğini gösterir. Mesela bir ayeti kerime şu mealdedir :

”Resulüm ! Sana vahyolunan Kuran ayetlerini güzelce oku ve namazı erkân ve âdabına riayetle kıl. Şübhe yok ki namaz, edebe, namusa uygun olmayan şeylerden, çirkin görülen işlerden men eder. Muhakkak Allah Teala’nın zikri, her ibadetten daha büyüktür. Allah Teala bütün işlediklerinizi bilir.” ( Ankebut süresi : 45 ) Namaz ise en büyük bir zikirdir. Diğer bir ayeti celile de şu mealdedir :

”Namazı ikame ediniz, yani dosdoğru kılınız, zekâtı da veriniz, kendiniz için hayırdan her ne şey evvelce göndermiş olursanız onu Allah Teala’nın yanında bulursunuz. Asla zayi olmaz. Şübhe yok ki, Allah Teâla yaptığınız şeyleri görür.” ( Bakara süresi : 110 )

Bir hadisi şerifte : ”Namaz, dinin direğidir. Buyrulmuştur. Diğer bir hadisi şerifte : ” Namaz , kişinin kalbinde bir nurdur, artık sizden dileyen tenevvür etsin, kalbindeki nurunu artırmaya çalışın.” Mealindedir.

İşte bütün bu mübarek âyetler, hadisler, namazınne kadar büyük ve Allahımızın  yüce katında ne kadar makbul bir ibadet olduğunu göstermeye kafidir.

Gerçekten namaz, pek mukaddes bir ibadettir. Namazın faziletlerine son yoktur. Namaz akıllı, büluğ çağına ermiş olan her müslüman için muayyen vakitlerde edası lazım gelen pek yüksek yapılması gerekli bir vazifedir. Bu mühim farz vazifeyi yerine getirenler , Allah Teala ‘nın pek büyük lütuflarına ,inayetlerine ereceklerdir. Bunu kasden terk edenler de azabı pek şiddetli olan Hak Tealanın çok acı veren azaplarına müstehak olacaklardır.

Müslümanlar, henüz yedi yaşlarına girmiş çocuklarını namaza alıştırmakla mükelleftirler. Bu çocuklara velileri, namaz kılmalarını emir ve tarif ederler. On yaşına girdiği halde namaz kılmayan çocuğun velisi tarafından -üç tokattan fazla olmamak üzere- el ile hafifçe dövülmesi lazım gelir.

İnsan bir kere düşünmeli, her an Allah Teâlanın binlerce nimetlerine , inayetlerine nail olmaktadır. Öyle kerim , Rahim olan Mabudumuzun sonsuz lütuf ve nimetlerine karşı teşekkürde bulunmak icap etmez mi ? İşte insan namaz yolu ile bu şükran borcunu ödemeye, Mabud’unun lütuflarını, nimetlerini tertemiz bir dil ile zikrederek – anarak kulluk vazifesini yerine getirmeye çalışmış olur. Nitekim :

”Namaz, şükrün bütün kısımlarını toplayıcıdır.” Denilmiştir. Bununla beraber namaz, ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan, insanı yüksek duygulardan haberdar eden , insanı kötülüklerden alıkoyan , insanı hayra, tefekküre , tevazuya, intizama sevk eyleyen en güzel bir ibadettir.
İnsan, namaz vesilesi ile nice günahlardan kurtulacak, Hak Teala’nın nice binlerce ihsanlarına , keremlerine kavuşacaktır.

Namaz , manevi hayattan başka maddi hayata da açıklık -ferahlık verir, insanın maddi ve manevi temizliğine, sıhhatine, muntazam hareketine sebep olur.

Kısaca namazın farz kılınmasındaki hikmetler, faydalar her türlü düşüncelerin üstündedir. Fakat bir müslüman namazını yalnız Allah Teala’nın rızası için kılar, yalnız Ma’bud’una şükür için, tazim için kılar. Farzedelim ki namazın hiç bir faydası olmadığı düşünülse bile, yine bunu bir kulluk vazifesi bilerek, sadece yaratıcısının emrine itaat için kılmaya çalışır. Bu kudsi vazifenin yerine hiç bir şeyin geçemeyeceğini kesin olarak bilir, namaza sarf edilecek dakikaları hayatının en neşeli, en sâadetli zamanı olmak üzere kabul eder.

Gerçekten fani hayatın yok olmayacak bir çok güzel neticeleri ancak namaz sayesinde elde edilir ve namaza tahsis edilen vakitler, ebediyet aleminin sonsuz olan saadet günlerini hazırlamış olur.

Gıptalar olsun bu pek mübarek , bu pek feyizli ibadete lâyıkı ile devam edenlere !

Etiketler: / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ