Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî

Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî
  • 12.10.2014
  • 1.172 kez okundu

Alemlerin rabbi olan Allâhu Teâlaya hamd olsun. Rabbimizin seveceği ve beğeneceği şekilde ve bütün mahlûkların yaptıkları hamd ve şükürlerin katlarından daha çok hamd olsun. Onun âlemlere rahmet olarak gönderdiği en sevgili kulu Muhammed Mustafa’ya salât ve selam olsun. Onun mübârek isimlerini söyleyenlerin her söyleyişinde ve gaflet uykusuna dalarak ismini söylemeyenlerin sayısınca ve Ona lâyık ve yakışır duâlar ve selamlar olsun. Ve Onun günahsız, her türlü ayb’dan, kusurdan uzak Âline ve Eshâbına da duâlar ve selamlar olsun.

Bu kitab, hakiki alimlerin gavsı, ariflerin kutbu, vilâyeti Muhammediyye’nin burhânı, ya’ni senedi,Şeriatı Musdafaviyyenin hucceti, Şeyhul islam, müslümanların büyük alimi Evliyanın önderi İMÂM-I RABBÂNÎ MÜCEDDİD-İ ELF-İ SÂNÎ AHMED-İ FÂRUKÎ NAKŞİBENDİ Sellemehullâhü sübhânehü ve ebkâhü hazretlerinin MEKTÛBÂT adındaki kitabının birinci cildidir. Bu cildde üçyüz on üç – 313 – mektûb vardır . Bu mektûbları, imam-ı rabbâni hazretlerinin hizmetinde ve sohbetinde bulunarak ilim ve marifet sahibi olan yâr ”Muhammed-ül Cedîd-i Bedahşî Talkânî”- kuddise sirruhu- hazretleri toplamıştır. Hâk Teâla’nın rızâsına kavuşmak isteyenlere fâideli olmak için bu kitabı vücûda getirmiştir. Allâh-u Teâla’dan ismet ve tevfik dileriz, yani bizleri ayıplardan, günahlardan korumasını  ve ilerlememiz, yükselmemiz için yardım etmesini dileriz.

Aşkın bağında açan güllere, bülbül olan,
İslâmın hasret ile beklediği kahramân,
Mâ’şûkunun aşkından yanıp yanıp kül olan,
Ağlasa yeri vardır, seni görmiyen zemân !

İlmîle, irfanîle, sahib olan Sılâ’ya,
iki temel bilgiyi, vasl eden bir araya,
Dalıp uçsuz bucaksız, o muazzam deryâya,
Ve bu zikr deryâsından en büyük pâyı alan !

Kimi sâhile gider ve bu bana yeter der ;
Kimi uzaktan görür, mest olur başı döner,
Kimi yalnız seyr eder, kimi bir katra içer ;
Bir Sensin, bu deryâdan, içip içip te kanan !

Kur’ândan, hadislerden sonra, gelir eserin,
Rûhlara şifa olan, o mübârek sözlerin,
Baş kumandanısın sen velîlerin, erlerin ;
Ve Müceddid-i elf-i sânî adını alan !

Bize seni duyuran, fıtraten dostun olan,
Ve cihanda bir tekdir, senin izinde kalan.
Seyyid Abdûlhâkim O, senin aşkınla yanan,
Hürmetine nasib et, bize şefâ’atından !

Eserinle cihânı, yeniden tenvîr eden,
Sihirli bir kuvvetle, bizi kendine çeken,
Ondördüncü yüzyılın, zulmetini gideren,
Arvâs’ın ışığıdır, gerisi hayâl yalân !

Biz onun talebesi, o sizin tâlibiniz,
Muhakkak aks yapar ; o nurlu kalbleriniz,
Belli, birbirinize, âşıksınız ikiniz,
Ve size âşık olur Mektûbât’ı anlıyan !

 

Etiketler: /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ