Allahu Teala Hazretlerini Misafir Etmek

Allahu Teala Hazretlerini Misafir Etmek
  • 21.12.2014
  • 1.168 kez okundu

Allahu Teala Hazretlerini misafir etmek…

Ben, Ancak mümin kulumun kalbine sığarım…

Musa Aleyhisselâm Mevlâ Teâlâ ile tekellüm edince, ümmeti ona dedi ki:
“Ey Musa! Sen nasıl olsa ALLAHu Teâlâ ile konuşuyorsun. Biz Rabbimizi yemeğe davet etmek istiyoruz. Haber ver de bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız.” Bu sözleri sebebiyle Musa Aleyhisselâm onlara:
“ALLAH Teâlâ yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir, böyle şey olur mu?” diyerek onları azarladı ve bir daha böyle bir teklifte bulunmamalarını, hatta böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tembihledi.
Musa Aleyhisselâm bir zaman sonra Tur–i Sina’ya çıkıp, Mevlâ Teâlâ ile tekellüm buyurdu ve bazı münacatlarda bulundu. İşte bu esnada ALLAH tarafından kendisine şöyle nida olundu:
“Ey Musa, neden kullarımın davetini bana bildirmiyorsun?” Bunun üzerine Musa Aleyhisselâm:
“Ya Rabbi, böyle bir daveti size gelip söylemekten hayâ ettim. Zira senin zatı ulûhiyyetin onların söylediklerinden beridir.” dedi. ALLAHu Teâlâ Musa Aleyhisselâm’a:
“Ey Musa! Kullarıma haber ver, onların davetine cuma akşamı geleceğim,” buyurdu.
Musa Aleyhisselâm hemen gelip bu haberi kavmine bildirdi. Bu habere çok sevinen Musa Aleyhisselâm’ın ümmeti hazırlığa başladı. Koyunlar, sığırlar kesildi. Kazanlar kaynadı, yemekler pişirildi, sofralar kuruldu ve büyük bir ziyafet hazırlandı. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra da hep birlikte misafirlerini beklemeye başladılar. Tabi-î epeyce bir müddet beklediler; fakat ne gelen vardı, ne de giden… Nihayet akşam üstü çok uzak bir beldeden geldiği hâlinden anlaşılan, yorgun argın, üstü–başı toza toprağa bulanmış bir ihtiyar çıka geldi ve:
“Ey Musa! Ben çok uzak yollardan geldim, uzun süredir ağzıma bir lokma ekmek koymadım, karnım da çok aç, ne olur bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım.” dedi. Musa Aleyhisselâm ona:
“Acele etme, biraz sonra Rabbimiz icabet edecek, o zaman hep beraber yeriz. Sen hele önce şu testiyi al da su doldurup getir bakalım. Böylece çorbada seninde tuzun bulunsun.”
Böylece sofranın başında beklemeye devam ettiler. Akşam geçip, yatsı vakti girdi hala kimse gelmemişti. Ve böylece sabaha kadar beklediler, fakat beklenen misafir hala teşrif etmemişti. Tabi bu arada o uzak yoldan gelen yolcu, daha fazla bekleyememiş “yolcu yolunda gerek” deyip çoktan gitmişti. Musa Aleyhisselâm ve ümmeti de misafirlerinin gelmesinden artık ümitlerini kesmişlerdi. Musa Aleyhisselâm daha sonra yine Turu Sina’ya çıkınca, ‘Mevlâ Teâlâ için ziyafetler hazırladıklarını ve sabaha kadar beklediklerini, fakat Kendisinin teşrif etmediğini” arz edip bunun hikmetini sordu. Bunun üzerine Mevlâ Teâlâ buyurdu ki:
“Ey Musa! Davetinize geldim, fakat Beni ağırlamadınız. Karnım aç dedim, siz Beni suya gönderdiniz, bir lokma ekmek bile vermediniz.” Bunun üzerine Musa Aleyhisselâm:
“Ya Rabbi bize sadece bir ihtiyar gelip karnının aç olduğunu söyledi. O da Senin sıradan bir kulundu.” dediğinde Mevlâ Teâlâ:
“Ey Musa! İşte ben o kulum ile beraberdim. Şayet onu doyursaydınız, Beni doyurmuş olacaktınız. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz. Çünkü Ben ne göklere, ne yerlere sığmam, Ben ancak mümin bir kulumun kalbine sığarım,” buyurdu.

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ